Heri Haber Çorum

İLKE-DER Aylık Seminerlerin İlkini Yaptı

İLKE-DER her ayın ilk cumartesi günü yaptığı konferans programlarının, birincisini (DİJİTAL ÇAĞ VE HAYATIMIZA ETKİLERİ ) konulu programı ile Hitit Üni.Öğr.Gör. Abdullah Bedir KAYA ‘nın sunumuyla gerçekleştirildi.

İLKE-DER Aylık Seminerlerin İlkini Yaptı
27 views
12 Aralık 2019 - 11:45

İLKE-DER her ayın ilk cumartesi günü yaptığı konferans programlarının, birincisini (DİJİTAL ÇAĞ VE HAYATIMIZA ETKİLERİ ) konulu programı ile Hitit Üni.Öğr.Gör. Abdullah Bedir KAYA ‘nın sunumuyla gerçekleştirildi.

Program Cumartesi Günü Saat:20.00 de İlke-Der Ofisi Mavi Marmara Konferans Salonunda Yapıldı. Açılış konuşmasını Çorum Genç İHH Başkanı Fatih Çelik’in yaptığı program 90 dakika sürdü. Katılımcıların beğeni ile izlediği program soru cevap bölümü ile sona erdi.

Kaya sunumda şunları anlattı; ” 1671 yılında Leibniz dört işlemi yapabilen bir aygıt geliştirdi. Böylece sadece insanın yapabileceğine inanılan bir beceri ilk kez bir makine tarafından gerçekleştirilmiş oldu. 1950 yılında ise Alan Turing makinelerin insan gibi düşünebileceğini tahmin etmiş ve muhatabın insan mı makine mi olduğunu anlamamızı sağlayacak bir test geliştirmiştir. O yıllarda ilk bilgisayarın yeni ortaya çıktığı düşünülürse, Turing oldukça önemli bir öngörüde bulunmuştur. İlk bilgisayar ENIAC 167 m2 alan kaplayan 30 ton ağırlığında bir makine iken bugünkü bilgisayarlar onlarca kat yüksek performansla avuç içi kadardır. İnsanlık tarihinde herhangi bir sektör bu kadar hızlı bir gelişim göstermemiştir. Bu hızlı gelişim elbette insan hayatını ciddi şekilde etkilemiştir. Artık bilgisayarlar hayatımızın karar vericileri konumundadır. Önceki yıllarda sadece programlandıkları işleri yapabilen bilgisayarlar kendi kendilerine öğrenebilir hale gelmişler, pek çok konuda insandan daha iyi karar verir hale gelmişlerdir. Hemen herkes artık hangi yoldan gitmesi gerektiğini navigasyon cihazlarına sormakta, bilgisayarın kararına uymaktadır. Hepimizin hayatına etki eden bu küçük örnek dahi bilgisayarların karar verici konuma geçtiğinin kanıtıdır.

Çok büyük miktardaki veriyi sürekli olarak toplayan, işleyebilen ve buna uygun kararlar bilgisayarlar mahremiyet olgusu üzerinde ciddi tahribatlara yol açmaktadır. Sokakları milyonlarca kamera ile donatılmış Çin’de vatandaşlar her an izlenmekte, kimlerle ne sıklıkla görüştükleri, hangi mevkilerde sık göründükleri, hatta duygu durumları bile görüntü işleme sistemleri ile tespit edilebilmektedir. Geliştirilen bir bileklik anlık duygu durumumuzu ölçebilirken, bir alın bandı ise odaklanma derecemizi ölçmekte ve raporlamaya bilmektedir. Bu örnekler biyolojik verilerimizin de sürekli olarak toplandığını ve işlendiğini göstermektedir. Değil sözlerimiz, görüntülerimiz, duygularımız ya da zihnimizden geçenler bile izlenebilecek hale gelmiştir. Bu üzerinde düşünülmesi gereken, politika üretilmesi gereken bir konudur. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları dijital gelecek üzerine düşünmeli ve çözüm için çaba sarf etmelidir.
Bir başka konu ise Cyborg çapının başlamış olmasıdır. Cyborg insan ile makinenin birleşmesi, dijital sistemlerin biyolojik sistemler ile bütünleşmesi anlamına gelmektedir. Aslında kalp pili takılan bir insan dahi teorik olarak cyborg sayılabilir. Çünkü biyolojik olmayan bir unsurla insan vücudu desteklenmiştir. DNA üzerinden dijital veri aktarımının sağlanması ile birlikte biyoloji ile dijital sistemlerin çok daha kompleks bir şekilde birleşmesi olanağı doğmuştur. Makinelerin desteği ile biyolojik imkanları iyileşen ya da gelişen bir insan modeli yakında ortaya çıkabilir. Bu durumda insan nedir? Sorusu dahi yeniden gündeme alınabilir. Pek çok farklı disiplin insanı farklı şekilde tanımlarken, robotlaşan insanların yeniden sınıflandırılması gerekebilir.

Tüm bu anlatılanlar önemli soruları beraberinde getirmektedir. Öncelikle değişime toplum olarak nasıl uyum sağlayacağız ve nesillerimizi dijital bir geleceğe nasıl hazırlayacağız soruları toplumun tüm katmanları tarafından gündeme getirilmelidir. Bu husus sadece Milli Eğitim Bakanlığının ya da politika üretenlerin ilgi alanına girmemelidir. Sivil toplum örgütleri de alternatifler üretmeli, fikir beyan etmeli ve dijital dünyada eğitim konusu güçlü bir şekilde gündeme getirilmelidir. 2012 yılında okullarda yıllar içerisinde bin bir güçlükle kurulan bilgisayar laboratuvarları, derslik yetersizliği sebebiyle kütüphanelerle birleştirilmek modeliyle kapatılmıştır. Bilgisayarların tüm dünyayı değiştirdiği bir dönemde alınan böylesi yanlış bir karara neredeyse hiçbir kesimden güçlü bir itiraz gelmemiştir. Bugün pek çok okulda bilgisayar laboratuvarı yoktur ve öğretmenler normal sınıf ortamında, imkanları elverdikçe derslerini işlemeye çalışmaktadır. Bu yanlıştan dönülememesinin en önemli basamaklarından bir tanesinin sivil toplumun bu hususu göz ardı etmesi, üzerinde düşünmemesi, politika yapıcılar üzerinde baskı grupları oluşturmaması olduğu kanaatindeyim. Çocuklarımızın geleceği için başta kodlama, robotik eğitimleriyle, dijital yetkinliklerin diğer tüm eğitsel yetkinliklerle birlikte geliştirilmesi gerekmektedir.

Ayıca marsa kalıcı insan yerleşiminin sağlanarak kolonileştirilmesinin konuşulduğu, uzaya hemen her gün tonlarda malzeme taşıyan roketin gidip geldiği bu günlerde Müslüman dünyada bir farkındalığının oluşması, muhtemel sorunları gündeme alarak üzerinde düşünmesi gerekmektedir. Dijital çağda ya da uzay çağında İslam dini insanların hayatına nasıl etki etmeye devam edecek, ahlaki ölçüler bu süreçten ne şekilde etkilenecek tartışılmalıdır. Her ramazan oruca başlama saatini ısrarlı bir şekilde tartışan insanlar geleceğimiz adına da bir takım tartışmaları yürütmelidir. Bu sayede gelecek geldiğinde en azından zihinsel alt yapı hazır olmuş olacaktır.

Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -
Hava durumu
İMSAK-
GÜNEŞ-
ÖĞLE-
İKİNDİ-
AKŞAM-
YATSI-

Heri Haber 2016